Dalyan'ın ilk ve tek özel belgeli tesisini gezdik

Dalyan'da nehir kıyısında konumlanmış Dalyan Resort, 2005'ten bu yana bölge turizmine hizmet veren bölgenin ilk ve tek 'özel belgeli' tesisi. Dalyan'a yaptıkları yatırım 25 milyon doları aşan Okutur ailesi, "Bir gün 'her şey dahil' sisteme dönmek zorunda kalırsak, otelciliği bırakırız" diyor



Turizmdebusabah.com
 /24.7.2009



Haber: Dilhan Hız
Fotoğraf: Banu Beysüngü


Burada hayat farklı bir biçimde akıyor. Sabahları kuş sesleriyle uyanıyorsunuz. Pencereden dışarıya başınızı uzattığınızda gördüğünüz alabildiğince yeşil, alabildiğince tarih ve serin sakin akan bir nehir. Doğanın kucağında, huzurun ortasında koskoca bir antik kentin yanıbaşındasınız. Üstelik dünyanın en güzel sahillerinden biri -İztuzu- sadece birkaç dakika uzağınızda. Yeryüzündeki cennet bu olmalı...

Dünyadaki cennet

Arkasında uzanan antik Kaunos şehri, önünde akıp giden Calbis Nehri ve karşısında tüm ihtişamıyla duran Kral Mezarları ile doğanın ve tarihin içine oturtulmuş olan Dalyan Resort 2005 yılından bu yana yörede hizmet veren bölgenin ilk ve tek özel belgeli tesisi. Gerçek birer Dalyan sevdalısı olan Fulya ve Yücel Okutur'un işlettikleri 58 odalı, butik yapıdaki otel çevre bilinci çerçevesinde, özenle işletiliyor. Otel 2005'te açılmışsa da Okutur'ların Dalyan'ı keşfetmeleri çok daha öncelere dayanıyor. Aslen inşaat mühendisi olan Yücel Okutur'un Dalyan'a ilk gelişi 1978'de Güney Akdeniz Gelişim Projesi çerçevesinde olmuş. "Projeyi yerinde inceleyebilmek için İzmir Urla'dan başlayarak kıyı şeridinden tüm Ege ve Akdeniz'i gezmeye başladık. Köyceğiz'den Antalya'ya geçerken Kaunos diye tarihi bir tabela ilgimizi çekti, Kaunos'un altında da küçük olarak Dalyan yazıyordu.

Tarihle özel olarak da ilgili olduğumuzdan çok da bozuk olduğunu gördüğümüz halde bu yola girdik ve bu sayede ilk kez Dalyan'a gelmiş olduk. Karşımızda bir anda kanal, nehir ve kaya mezarlarını görünce çok şaşırdık ve büyülendik. Kanala açıldığımızda gerek Kaunos harabelerini gerek kral mezarlarını görünce çok etkilendik. Denize ulaşmadan önceki deltanın arasında, sazların arasında tekneyle yol alınca anladık ki bu dünyadaki cennet burası! Denize ulaştığımız zaman yine çok özel bir kumsalla karşılaştık. Bu kadar temiz, bakir, arkası göl, önü deniz bir kumsal; İztuzu, bizi büyüledi. İstanbul'a döndüğümüzde kafamda tek bir adres belirlenmişti, Dalyan."

Her şey Dalyan için

Ardından her yaz tatil için Dalyan'a gelmeye başlayan Yücel Okutur bir iki arsa alarak bölgede yatırım yapmaya da başlamış. 1991'e kadar sürekli Dalyan, çevre ve Dalyan'ın geleceği ile ilgilenen Okutur o dönemde Dalyan'ın birincil sorununun tapu sorunu olduğunu söylüyor: "Dalyan'da tapu yoktu. Tapusunun çıkması için çok ciddi bir uğraş verdik ve nihayet 1989 yılında Dalyan'ın tapularını çıkardık.

İmar planının olmadığı bir yerde tapulaşma hemen beraberinde gecekondu tipi yapılaşmayı doğurur maalesef. Bunun üzerine hızla hareket ederek 1991'de Dalyan'ın imar planlarını yaptırdık. Zaten bu sırada Çevre Bakanlığı Çevre Koruma Kurumu kuruldu. Bu sayede Dalyan pilot bölge oldu ve buradaki her şey koruma altına alındı. Doğal haliyle bugünlere geldi. Tabii bugünlere gelirken birçok uğraşılar verildi. Gerek kanalların korunması, gerek buradaki doğal yapıyla birlikte mimarinin güzel olması, cephe mimarisinde taş ve doğal malzemelerin kullanılması vb. bunlara çok dikkat ettik. 1993'te Dalyan Evleri adı altında 21 villalık bir proje geliştirdik. Dalyan'ın ilk mimari projeli villalarını yaptık. 1995'te Altı Evler adı altında yine bir villa projesi yaptık. 2003 yılında otel inşaatı başladı ve 2004'te bitti ve 2005 sezonunda Dalyan Resort hizmete girdi."

Butik ve sade

16 standart, 16 suit, 24 superior ve 2 VIP odasıyla toplamda 58 odaya sahip olan Dalyan Resort lobisinden odalarına, mükemmel bahçe düzenlemesinden sağlıklı havuzuna, farklı tatları barındıran kaliteli restoranına pek çok büyük tesiste bulunamayacak özellikleri bünyesinde barındırıyor. Tamamı Uzakdoğu'dan seçilmiş dekoratif obje ve mobilyalarla döşenmiş lobiye sedir ağacı ağırlığını koyuyor. Otelin dekorasyonunun yalın ve sade olmasına özen gösterdiklerini söyleyen Fulya Okutur otel içerisinde hiçbir objenin kendi başına önplana çıkmasını istemediklerinin altını çiziyor. Gerek lobide, gerek odalarda ve restoranda pastel ve bej tonları seçilerek birbirleriyle uyum sağlamalarına özen gösterilmiş.
Bölgedeki tüm projelerinde, Mimar Tüge Güneş ve Mimar Selçuk Evci ile birlikte çalıştıklarını söyleyen Yücel Okutur kendisinin de projeyi yönlendirdiğini ve inşaatlarını her zaman kendisinin yaptığını vurguluyor.

Hamam, sauna, fitness ve masaj odalarından oluşan Sağlık Kulübü bölümünde cilt bakımı ve aromatik yağlarla masaj uygulamaları yapılan tesiste hamam ve köpük masajı da konukların öncelikli tercihlerinden... 60 kişiye kadar hizmet veren çok amaçlı bir salonu da bulunan Dalyan Resort 200 kişiye kadar toplantıları ise, yine kendi şirketlerine ait bir merkezdeki toplantı salonlarında gerçekleştiriyor. Münferit rezervasyonların, havalimanı transferini gerçekleştiren tesisin gün içinde Dalyan merkeze ve gün aşırı İztuzu Plajı'na seferleri var. "Konum olarak Köyceğiz, Fethiye, Marmaris'e olan yakınlığımız günübirlik geziler için çok uygun.

Yelkenli ile Göcek'te 12 Adalar turu konuklarımızın en çok tercih ettiği aktivitelerden. Bunun dışında acentelerin organize ettiği safari, rafting veya dalış gezileri de hareket arayanların beklentilerini karşılıyor. Otel içerisinde ise en popüleri iskelemizden balık tutmak ve akşamları mutfağımızda tuttukları balıkların onlar için pişirilmesi."
Açıldığı günden itibaren, oda-kahvaltı ve yarım pansiyon alternatifleri ile çalışan tesis için Fulya Okutur "Herhalde bir gün 'her şey dahil' sisteme dönmek zorunda kalsak, otelciliği bırakırız. Bizim maliyetlerimizle, işin içinden çıkılmaz. Kaldı ki, sunduğumuz kaliteden ödün vermemize imkan yok" açıklamasını yapıyor.

Dinlenmeyi hedefleyenler buraya

Fulya Okutur'a Dalyan Resort'un hedef kitlesini ve hizmet anlayışını soruyoruz: "Hedef kitlemiz; orta yaş ve üstü, yoğun çalışan ve tatilde dinlenmeyi hedefleyen çiftler ve çocukları büyümüş aileler diyebiliriz. Çocuklar için aktiviteler, ayrı bir kulüp ve animasyonlar olmadığından tesisimizi çocuklu ailelere önermiyoruz. Dalyan'a gelince, Dalyan henüz Türk misafirlerin keşfetmediği bir yer olmasına rağmen, 2008 yılında The Times okurları tarafından 200 aday içerisinde 'Avrupa'nın En Güzel Açık Alanı' seçildi. Bunda, Dalyan'ın doğasının korunmasının ve buradaki çevre çalışmalarının ve en önemlisi Tanrı vergisi doğal güzelliğinin payı çok büyük... Hizmet anlayışımıza gelince, özetle biz otelimizi evimiz gibi görüyoruz ve misafirlerimizi evimizde ağırlarmışçasına rahat ettirmeye çalışıyoruz, diyebilirim." Dalyan'da nehir kenarında olmanın konum ayrıcalığı yarattığını söyleyen Okutur, Dalyan Resort'un farkını ise şu sözlerle ifade ediyor: "Sık personel değiştirmediğimiz için, konuklarımız kendilerini hep aynı yüzlerin karşılamasından mutlu oluyor. En önemli farkımız bu bence.

Kendilerine isimleriyle hitabeden ve alışkanlıklarını bilen kişilerce hizmet edilmek çok önemli. 4 yıldır gelen ve hep aynı odayı, oda numarası ile isteyen misafirlerimiz var. Ön bürodaki arkadaşımız, otel açıldığından beri bizimle ve bu tip özel istekleri mutlaka yerine getirmeye çalışıyor."
Türk, Fransız ve Akdeniz Mutfakları'ndan örnekler sunulan Dalyan Resort'un başarılı mutfağında Şef Osman Yar'ın imzası var. Çok geniş bir açıkbüfe yerine sınırlı ancak kaliteli tatlar sunan restoranda sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinin yanısıra dileyenler öğlenleri de hafif ve pratik yiyecekler tercih edebiliyorlar. Osman Usta'nın mutfağının spesiyali ise Dalyan'ın ünlü mavi yengeci.

Restoranda nanoteknoloji ile üretilen ithal Drapilux kumaşları kullanan Dalyan Resort bu kumaşların çevre dostu olduklarının da altını çiziyor. "Utsatco firmasının ithal ettiği bu kumaşlar 40 derecede, sabun tozu ile yıkadığınızda dahi temizlenen ve leke tutmama özelliğine sahip akıllı kumaşlar. Güneşte asla solmuyorlar. Masaörtüsü, runner ve peçetelerimizde bu kumaşı kullanıyoruz." Servislerde Güral Porselen ürünlerini kullanan Dalyan Resort'un mutfağını ise Ekiphan firması kurmuş.

25 milyon dolarlık yatırım

Dalyan'a bugüne kadar 25 milyon dolarlık bir yatırım yaptıklarını söyleyen Fulya ve Yüce Okutur bu yatırımların hiçbirinin kısa vadede bir ticari amaç güden yatırımlar olmadıklarının, tamamen geleceğe dönük, bölgenin istihdamına, turizmine hizmet verecek olan gerçek yatırımlar olduklarının da altını çiziyor. Okutur ailesinin Dalyan'a yaptıkları en son yatırım ise içeriğinde ünlü markaların yer aldığı on bir mağazalık Kbid Çarşısı.

Çevreye son derece duyarlı olduklarını ifade eden Okutur Dalyan'a ilk geldikleri günden itibaren çevre adına çabaladıklarını vurguluyor: "Dalyan'da 2006 yılında mini bir çevre şurası diyebileceğimiz bir çevre toplantısı yaptık. Bu toplantıya tüm resmi çevre kuruluşları, çevre bakanlığı yetkilileri, kaymakamlar, belediye başkanları, Muğla vekilleri katıldılar. Dalyan'ın mimari projelerini, gelişimini ve de planlamadaki altyapı sorunlarını çözdükten sonra en önemli nokta Avrupa'nın ve Türkiye'nin bu en güzel doğal, ekolojik alanının korunması oldu. İlk etapta göl, Dalyan Nehri, delta ve denizin korunması üzerine çalışıyoruz. Arıtma tesisimizin de devreye girmesiyle nehir, delta ve deniz çok temiz bir biçimde korunmakta. Bunun dışında Dalyan'ın en büyük sorunu sivrisinek sorunu.

ODTÜ Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Alaattinoğlu'nun başkanlığında uzun araştırmalardan sonra larvaların deltada, gölde ve denizle gölü birbirine bağlayan kanal içerisinde olmadığını, tüm üreme noktalarının daha önceden kullanılan foseptik çukurlarının kapak ve hava bacalarının içi olduğunu tespit ettik. Diğer bir sinek üreme alanı da kışın kapanan otel-motel gibi turistik tesislerin birikinti suları. Bu havuzlar da kontrol altına alınacak. Aralık, ocak, şubat aylarında sivrisineğin tam larva bırakma dönemlerinde ilaçlama yapacağız ve Dalyan'ın 2010 yılında sivrisinek sorunu kalmayacak. Benim bundan sonraki çevrecilik yaşantımda önemli konulardan biri de, bitkisel, hayvansal ve kimyasal yağ atıklarıdır. Sıvı atıklar suyu geri dönülemez biçimde kirletmekteler. Bu atık yağlar suya bir litresi karıştığında 1 milyon litre suyu içilmez hale getiriyor. 5 milyon litre suyu da kullanılamaz hale getiriyorsunuz. Bu yağlar atılmayıp toplandığında, bu çok kıymetli, pek çok şeye dönüştürülebilir, kıymetli atığı sularımıza karıştırarak geleceğimizi karartıyoruz. Biz bu yıl projelendirdiğimiz elektrikli motorlu teknemizle bu alanda çevreci bir adım attık. Devamının geleceğini umuyoruz."